Anasayfam Yap Sık Kullanılanlara Ekle

Sitene Ekle Künye Arşiv  İletişim  rss  
ANASAYFA VİDEO GALERİ FOTO GALERİ FİRMA REHBERİ İLANLAR İLETİŞİM  
 
AYM Özgür Gündem’in kapatılmasını anayasaya aykırı
Babacan: Cumhur İttifakı’nda yer almayacağımız kesin
Libya-Mısır arasındaki yeni anlaşmalar imzalandı
BİLİM DÜNYASI ŞOKTA
KORONA VİRUS KARANTİNASINDA YENİ DÖNEM


Ajans 09/ Aydın Haber - DÖRT EMİR …
 DÖRT EMİR … BU YAZININ EKLENME TARİHİ 02-08-2021 / 20:43 | BU YAZI TOPLAM 957 KEZ OKUNDU.
   
Ahmet Kısa
ahmtkisa@hotmail.com
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
DÖRT EMİR …

ATATÜRK’ÜN CEPHELERDE VERDİĞİ DÖRT EMİR

Atatürk’ün askeri alandaki düşünce ve uygulamaları bir bütün oluştururlar. Bir makale genişliğindeki bu incelemede, bunların içerisinden stratejik ve politik düzeyde etkili olan dört emri ele alınmış, şartlar ve ihtiyaçlardaki değişikliklerin uygulamada getirdiği farklılıklara dikkat çekilmek istenmiştir. Alınan örneklerde görüleceği gibi Atatürk’ün ilkeleri vardır fakat politik alanda olduğu gibi, askerlik alanında da saplantıları yoktur.
Düşüncede, amaçta ve uygulamada çok büyük farkları olan, bu farklar sebebiyle yanıltarak birbirinin karşıtı gibi görünen dört kararı ve bu kararları ile ilgili dört emri şunlardır:
1-Çanakkale muharebeleri sırasında verdiği "Ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum” emri;
2-Kütahya-Eskişehir muharebelerinden sonra verdiği “100 km geriye, Sakarya doğusuna çekilme” emri;
3-Sakarya Meydan Muharebesi sırasında verdiği ’’Her karış toprak vatandaş kanı ile sulanmadıkça terk edilemeyeceği” emri;
4-30 Ağustos Başkumandanlık Meydan Muharebesinden sonra verdiği ’’Ordular! İlk hedefiniz Akdenizdir. İleri!" emri
Görüldüğü gibi, dört emrin her biri çok farklı uygulamalara yöneliktir. Dördü de şartların ve ihtiyaçların gerektirdiği çok zor tedbirlerdir. Bu karar ve emirlerde kendisine ve emrini uygulayacaklara büyük bir güven, bilgi birikimi, deney zenginliği, ilkelere bağlılık, cesaret, askerî stratejinin gerekleri olan coğrafyaya (mekana), zamana, kuvvete hakimiyet vardır.Bu emirlerden;
1-"Ben Size Taarruzu Değil Ölmeyi Emrediyorum”(1)
Atatürk’ün bu emri 25 (12) Nisan 1915 günü saat 10 (evvel) sıralarında Conkbayırında 57’nci Piyade Alayına vermiş olduğu anlaşılmaktadır. Aynı taarruza güney kanattan 27’nci Piyade Alayı da katılmıştır. Bu alaya ilk emirler irtibat subayı aracılığı ile gönderilmektedir. Aynı emrin bir subay vasıtasıyla 27’nci alaya da gönderilmiş olduğu düşünülebilir.
18 Mart 1915 Çanakkale Boğazı geçiş harekatı başarısızlıkla sonuçlanınca, boğazın karadan açılması düşünceleri, bu düşünceye dayanan kararlar ve Mısır’da, Ege adalarında yapılan hazırlıklar bir ölçüde Türkler tarafından biliniyor ve gelişmeler takip ediliyordu.
Sofya’da askerî ataşe olarak bulunduğu sırada 1’inci Dünya Harbinin çıkması üzerine faal bir görev isteyen Yarbay Mustafa Kemal Gelibolu’da yeni teşkil edilen 19’uncu Tümen Komutanlığına tayin edilmişti. Atatürk, Kabatepe ve Arıburnu bölgelerini bir çıkarma harekâtı için çok hassas olarak değerlendirmekteydi.
25 (12) Nisan sabahı Arıburnu bölgesinden top sesleri duyulmaya başlanmıştı. Bu sırada alınan bir raporda bölgeye bir tabur sevk edilmesi öneriliyordu. Olayı çok önemli gören Atatürk hazır olan 57’nci Piyade Alayını bir top bataryası ve bir Süvari bölüğü ile takviye ederek Arıburnuna sevk etmiş, kendisi de maiyeti ile birlikte hareket etmiştir. Bölgenin en hâkim yeri olan Kocaçimen Tepesine geldiğinde denizdeki gemileri görüyor, ölü görüş sahası sebebiyle çıkarma bölgesini ve çıkarma birliklerini göremiyordu. Buradan yanındakilerle birlikte daha batıda bulunan Conkbayırına geldiği zaman kıyıdaki gözetleme erlerimizin cephaneleri kalmadığı için geri çekilmekte olduklarını görmüş, onları, kendilerini takip den düşmana karşı yatırarak zaman kazanmış, ileriye intikalini hızlandırdığı 57’nci Piyade Alavını gözetleme erlerini takip eden düşmana taarruz ettirmiştir, Bu taarruza güney kanattan da 27’nci Alay katılıyordu.Bölgeye çıkan düşman lam teşekküllü 8 taburdur.
Atatürk verdiği emri şu şekilde açıklamaktadır.
"Kumandanlara verdiğim sözlü emirlere şunu eklemişimdir. Ben size taarruz emretmiyorum ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimize başka kuvvetler kumandanlar gelebilir.”
Bu emir üzerine yapılan taarruz, hava kararırken sahile yakın ilk sırtlara kadar ulaşıyor ve Çanakkale savunmasının omurgası teşekkül etmiş oluyordu. Bu olay için Atatürk, ’’57’nci Alay meşhur bir alaydır. Çünkü hepsi şehit olmuştur” der. Alayın bir bölümünün Çanakkale muharebelerinin diğer safhalarında şehit oldukları anlaşılmaktadır.
Aynı taarruzu General Hamilton söyle anlatıyor;
“Gebe dağlar Türk doğurmakla devam ediyor”(2) Atatürk’ün Bombasırtı taarruzunu tasviri Çanakkale muharebeleri sırasındaki Türk taarruzlarını anlatan bir örnektir.
"Karşılıklı siperler arasındaki mesafemiz sekiz metre, yani ölüm muhakkak muhakkak..... Birinci siperdekiler hiçbiri kurtulmamacasına, hepsi düşüyor; ikincidekiler onların yerine giriyor. Fakat ne kadar imrenilecek bir soğuk kanlılık tevekkülle biliyor musunuz? Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, en ufak bir duraksama bile göstermiyor; Sarsılmak yok.”
Askerlerine "size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum” diyebilen bir komutan yoktur. Ölme emrini tereddütsüz yerine getiren Mehmetçik’ten başka bir asker, Türk milletinden başka bir millet de bulunamaz.
Çanakkale muharabeleri İstanbul’un 1915 yılında işgalini önlemiş, direnmenin devamım sağlamıştır. Atatürk bu muharebelerle ilgili olarak: "Biz orada, İngiliz-Fransız donanmasını boğazın dışında tuttuk onların müttefikleri Ruslarla irtibat kurmasını önledik. Rusya böylece çökmüş oldu.” der.
2-"Ordunun 100 km Geride, Sakarya Doğusuna Çekilmesi"(3)
1’inci ve 2’inci İnönü muharebelerinde Yunanlılar kuvvetlerinin tamamını kullanmadan harekata girişmişler ve büyük kuvvet üstünlüklerine rağmen başarılı olamamışlardı. Kütahya-Eskişehir muharebelerinde ise bu hatalarını tekrarlamadılar. Bursa bölgesinde ve Uşak bölgesindeki kuvvetlerini aynı zamanda kullanarak başarı şanslarını artırdılar. Muharebe şartlarının aleyhimizde geliştiği sırada, 18 Temmuz 1921 günü Atatürk, İsmet Paşanın Karacahisar’da bulunan karargahına giderek durumu incelemiş ve şu emri vermiştir.
"Orduyu, Eskişehir’in kuzey ve güneyinde topladıktan sonra, düşman ordusuyla aramıza büyük bir açıklık bırakmak gerekir ki, orduyu derleyip toparIamak ve güçlendirmek mümkün olabilsin. Bunun için Sakarya’nın doğusuna kadar çekilmek yerindedir." Atatürk bu emrini şu önemli gerekçe ile tamamlıyor.
"Askerliğin gereğini kararsızlığa düşmeden uygulayalım. Başka türden sakıncalara karşı koyabiliriz.”
Atatürk bu emirle ilgili bilgi verirken Yunanlılara karşı bu devrede uygulanan stratejiyi de açıklamaktadır. " Uygun hareketler yaparak durdurup etkisiz bırakmak ve yeni orduyu kurmak için zaman kazanmak şeklinde özetleyebilirim.”
Büyük bir geri çekilme, zor ve tarihi bir karardı. Karardaki güçlük, bu kadar büyük bir geri çekilmenin askerî gereklerini TBMM’ye anlatabilme zorluğundan -TBMM’deki görüşmeler askerî başarılara bağlı olarak sertleşiyor veya yumuşuyordu-, mukavemetin ve harbin asıl kaynağı olan millette yaratacağı düş kırıklığından, Yunanlılara ve diğer yabancılara güç ve umut verilmesinden ve TBMM Hükumetinin dış ülkelerle müzakere gücünün zayıflamış olmasından kaynaklanıyordu. Ayrıca, bir yurt parçasının düşmana bırakılmasının maddi etkileri de olacaktı.
Bütün bu olumsuz yönlerine karşılık, Atatürk askerî zorunlulukla bu kararı almak durumunda kalmış ve askerî şartları Türk ordusu yararına düzeltmiştir. Bu kararla muharebe, Türk kuvvetleri için zor olan Yunanlılar için uygun olan bir ortamdan Türk kuvvetleri için daha uygun Yunanlılar için daha zor olan bir ortama intikal ettirilmiştir. Türk kuvvetleri düşmanın gelişen taarruzlarının tehdidinden kurtarılmış, Sakarya’nın doğusunda yeniden tertiplenmesi sağlanmış ve savunma güçlendirilmiştir. Bir nehrin gerisinde, aynı zamanda Eskişehir-Kütahya bölgesine nazaran savunmaya daha elverişli bir arazi seçilmişti.Yunanlılar ise menzillerini uzatmışlar, ulaştırma şartları zor bir araziden ilerlemek, ikmal yapmak durumunda bırakılmışlardır. Yunanlılar için önemli bir kayıp da taarruz tertiplerini yenilemek, değiştirmek mecburiyetini duymaları, Sakarya’daki taarruz için öncekinden farklı bir taarruz düzenine geçmek mecburiyetinde kalmalarıdır.
Kütahya-Eskişehir muharebelerinden sonra Türk birlikleri Sakarya nehri gerisine çekilinceye kadar taciz harekatına dahi maruz kalmamışlardır. Bu çekilme ile, Kütahya-Eskişehir muharebelerindeki Yunan taarruzu kesin bir sonuca ulaşmadan, Yunanlılar için taktik düzeyde bir başarı olarak kalmıştır.
Atatürk, "Tedbir düşünürken acı da olsa gerçekleri görmekten biran bile uzak kalmamalıdır” der. İstiklâl Harbi sırasında önemli olan husus, sonucu sağlayacak olan ordunun korunması ve geliştirilmesiydi. Bu askeri gereğe uyarak Atatürk, toprak terk etmiş, fakat aynı toprakları ve diğer toprakları geri almak için gerekli olan ordusunu korumuştur.
3-“Vatanın Her Karış Toprağı Vatandaş Kanıyla Sulanmadıkça Terk Olunamaz.”
Kütahya-Eskişehir muharebelerinden sonra kuvvetlerini 100 km geriye, Sakarya doğusuna çekmekle Atatürk, düşmanı kendi istediği yerde, kendi istediği şartlarda muharebeye mecbur etmişti. Gerçekte askerî harekat yönetiminde çok önemli bir güç olan ve sahip olana büyük İmkanlar sağlayan "inisiyatif”, taarruz eden tarafın elindedir. Kuvvetlerin Sakarya doğusuna çekilmesi Yunanlıların inisiyatiften yararlanmasını çok büyük ölçüde sınırlamış, bir ölçüde de olsa savunmada olmalarına rağmen Türk kuvvetlerinin iradesine bağlı kalmışlardır.
Sakarya nehri doğusunda uygulanan askerî harekat savunma, mevzi savunmasıdır. Bu tür harekatta önemli olan savunma arazisini, hatta ilk savunma hattını korumaktı. Atatürk bu sert savunma ilkesini bir ölçüde yumuşatmış fakat aynı zamanda bu tür askerî harekattan beklene amacı koruyan bir ilke geliştirerek uygulamıştır.
“Savunma hattına çok ümit bağlamak ve onun kırılmasıyla, ordunun büyüklüğü ölçüsünde çok gerilere çekilmek gerektiği teorisini çürütmek için memleket savunmasını başka türlü ifade etmeyi ve hu ifademde direnerek şiddet göstermeye yararlı ve etkili buldum. Dedim ki, hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır, Vatanın hey karış toprağı vatandaş kanıyla sulanmadıkça terk olunamaz.”
Atatürk mevzi savunmasının ön cephesini mutlaka elde bulundurmak yerine her karış toprağı savunmayı, savunmasının bir hatta değil, karış karış derinlikte yapılmasını istemiştir. Bu, değişik ve daha akılcı bir mevzi savunmasıdır. Belirlenen ilke meydan muharebesi süresince başarıyla uygulanmıştır.
Kütahya Eskişehir muharebelerinde zor şartlar doğunca geri çekilme yapılmıştı. Atatürk Sakarya’da verdiği yeni emirle, her zor şartta geri çekilinmeyeceğini, Sakarya doğusunda kesin sonuçlu muharebenin kabul edileceğini açıklamış, Hükûmet merkezinin Kayseri’ye götürülmesi tartışmalarının yarattığı etkiyi silmeyi amaçlamış ve başarmıştır.
Kazanılan Sakarya Meydan Muharebesi, Türk ve dünya tarihinde önemli bir yer işgal eder.
Batılılar, Türkleri başlangıçta kendileri için bir tehdit olarak, daha sonra genişlemelerine ve yayılmalarına bir engel olarak görmüşlerdir.Türk gücü bertaraf edilmeden doğuda hakimiyet gerçekleştirilemeyecekti. Bunun için Türkleri önce Avrupa’dan, sonra Anadolu’dan atmak gerekiyordu.
Viyana’dan dönüşün durdurulduğu yer Sakarya’dır. Sakarya Meydan Muharebesi yalnız Türk tarihinin değil, dünya tarihinin de büyük bir dönüş, büyük bir doruk noktasıdır.
1’inci Dünya Harbinin gururlu galipleri, bu galibiyetlerinden dört yıl sonra, asırlardır görmedikleri yenilgiyi Sakarya’da tatmışlardır. Sakarya Meydan Muharebesi Türk milleti geliştikçe, ilerledikçe, doğunun mazlum milletleri kurtuldukça büyüyecektir.
4-“Ordular! İlk Hedefiniz Akdeniz’dir, İleri!”
26 Ağustos 1922’de başlayan Afyon-Dumlupınar taarruzu, 30 Ağustos Başkumandanlık Meydan Muharebesi ile kesin sonuca ulaştırılmış ve meydan muharebesinden kurtulabilen Yunan birlikleri hızla çekilmeye başlamışlardı.
Başkumandanlık Meydan Muharebesinden sonra dağınık olarak çekilen birliklerin derlenip toparlanmasına ve herhangi bir hatta tutunmasına engel olmak, Yunan birliklerinin Milne (Akhisar-Salihli Ödemiş) hattında veya İzmir yakınlarında savunma tedbiri alma ihtimalini kırmak gerekiyordu. Ayrıca Doğu Trakya’da bulunan üç Yunan tümeni Anadolu’ya getirilmeden sonuç alınmalıydı. Yunanlıların müttefiki olan Batılıların ateşkes zorlamalarını bertaraf etmek ve onların da karşı tedbir almasına imkan vermeden Misakı Millî sınırlarının gerçekleştirileceği ortamın yaratılması için gizliliğe ve sürate önem verilmesi zorunluluğu bulunuyordu.
Bu sebeple Atatürk o gün için en uzak noktayı hedef göstermişti. "Bütün arkadaşlarımın Anadolu’da daha başka meydan muharebeleri verileceğini nazarı dikkate alarak ilerlemelerini ve herkesin akıl kuvvetini yurtseverlik kaynaklarını kullanarak yarışmaya devam etmelerini isterim. Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir.İleri!”
Baskın ilkesi, karşı tarafın tedbir almasına fırsat vermeden sonucu sağlayacak noktaya gelmeyi gerektirir.Yunanlılar Trakya’daki üç tümenlerinin bir kısmını ancak adalara getirebilmişler, Batılıların ateşkes teklifi Başbakan Rauf Bey tarafından Atatürk’e bildirildiği zaman askerî harekat Atatürk’ün "ihtiyaç kalmadı” cevabını verebileceği gelişmeye ulaşmıştı.
15 Mayıs 1919’da muntazam kuvvetlerin mukavemeti olmadan Anadolu’ya çıkan Yunanlıların 18 Temmuz 1921’e kadar (Kütahya Eskişehir muharebelerinin sonu) 26 ayda katettikleri mesafeyi Türkler, Yunan savunma cephesine taarruza başladıktan sonra, bir meydan muharebesini de sonuçlandırarak 14 günde katetmişlerdir.
İstiklâl Harbini sonuçlandıran bu hareketle, Üçüncü Dünyada kurtuluş harpleri dönemi başlamıştır. Böylece İstiklâl Harbi: millî tarihimizi aşarak evrenselleşmiş, Üçüncü Dünyanın doğuşuna öncülük etmiş, örnek olmuştur.
Atatürk klasik askerî harekatın en büyük ustasıdır. Bu makalede Atatürk’ün sadece dört emri incelenmiştir. Bunlar harp yönetimini de etkileyen, politik değerleri ve ağırlıkları olan emirlerdir.
#AtatürkBilgiİleSevilir #kemalinoğlu #kemalinoglu1923
[Suat İlhan- Atatürk Araştırmaları Merkezi Dergisi, Cilt-3 Temmuz 1987, Sayı-9]
#kemalinoğlu #kemalinoğlu1923
Dipnotlar
1-R.Eşref, Mustafa Kemal Çanakkale’yi anlatıyor.(98)
2-İ.Akşit-H.Özel, Mustafa Kemal ve Çanakkale S-115.
3-Bilgiler, Genelkurmay Başkanlığı tarafından yayımlanan İsliklâl Harbi ciltlerinin ve Nutuk’un ilgili bölümlerinden alınmıştır. 
Kemalin Oğlu
  - ALINTIDIR AHMET KISA

 

 

 

 





 ADI SOYADI :  
 
 E-MAİL :  
 
 
 
 
 
 
YAZARA AİT DİĞER YAZILAR
 
1 - SARI KIRMIZININ HİKAYESİ,

18-09-2021 - 12:03

 
2 - PADİŞAHLAR MERCEK ALTINDA

16-09-2021 - 20:45

 
3 - SANA NE YAPTILAR DA…

14-09-2021 - 20:40

 
4 - KISKANMAK ..

13-09-2021 - 17:35

 
5 - GAZİ ÇİFTLİKTE

12-09-2021 - 16:59

 
 
DİĞER YAZILAR :  [ 1 ]  [ 2 ]  [ 3 ]  [ 4 ]  [ 5 ]  [ 6 ]  [ 7 ]  [ 8 ]  [ 9 ]  [ 10 ]  [ 11 ]  [ 12 ]  [ 13 ]  [ 14 ]  [ 15 ]  [ 16 ]  [ 17 ]  [ 18 ]  [ 19 ]  [ 20 ]  [ 21 ]  [ 22 ]  [ 23 ]  [ 24 ]  [ 25 ]  [ 26 ]  [ 27 ]  [ 28 ]  [ 29 ]  [ 30 ]  [ 31 ]  [ 32 ]  [ 33 ]  [ 34 ]  [ 35 ]  [ 36 ]  [ 37 ]  [ 38 ]  [ 39 ]  [ 40 ]  [ 41 ]  [ 42 ]  [ 43 ]  [ 44 ]  [ 45 ]  [ 46 ]  [ 47 ]  [ 48 ]  [ 49 ]  [ 50 ]  [ 51 ]  [ 52 ]  [ 53 ]  [ 54 ]  [ 55 ]  [ 56 ]  [ 57 ]  [ 58 ]  [ 59 ]  [ 60 ]  [ 61 ]  [ 62 ]  [ 63 ]  [ 64 ]  [ 65 ]  [ 66 ]  [ 67 ]  [ 68 ]  [ 69 ]  [ 70 ]  [ 71 ]  [ 72 ]  [ 73 ]  [ 74 ]  [ 75 ]  [ 76 ]  [ 77 ]  [ 78 ]  [ 79 ]  [ 80 ]  [ 81 ]  [ 82 ]  [ 83 ]  [ 84 ]  [ 85 ]  [ 86 ]  [ 87 ]  [ 88 ]  [ 89 ]  [ 90 ]  [ 91 ]  [ 92 ]  [ 93 ]  [ 94 ]  [ 95 ]  [ 96 ]  [ 97 ]  [ 98 ]  [ 99 ]  [ 100 ]  [ 101 ]  [ 102 ]  [ 103 ]  [ 104 ]  [ 105 ]  [ 106 ]  [ 107 ]  [ 108 ]  [ 109 ]  [ 110 ]  [ 111 ]  [ 112 ]  [ 113 ]  [ 114 ]  [ 115 ]  [ 116 ]  [ 117 ]  [ 118 ]  [ 119 ]  [ 120 ]  [ 121 ]  [ 122 ]  [ 123 ]  [ 124 ]  [ 125 ]  [ 126 ]  [ 127 ]  [ 128 ]  [ 129 ]  [ 130 ]  [ 131 ]  [ 132 ]  [ 133 ]  [ 134 ]  [ 135 ]  [ 136 ]  [ 137 ]  [ 138 ]  [ 139 ]  [ 140 ]  [ 141 ]  [ 142 ]  [ 143 ]  [ 144 ]  [ 145 ]  [ 146 ]  [ 147 ]  [ 148 ]  [ 149 ]  [ 150 ]  [ 151 ]  [ 152 ]  [ 153 ]  [ 154 ]  [ 155 ]  [ 156 ]  [ 157 ]  [ 158 ]  [ 159 ]  [ 160 ]  [ 161 ]  [ 162 ]
 
YAZARIMIZA AİT SİSTEMİMİZDE KAYITLI TOPLAM 806 ADET YAZI KAYITLI .
 
 




           ..
 
TÜM YAZARLAR



AYDIN HAVA DURUMU

           YORUMLAR
SERKAN KAYAALP

     Her Ağustos ayında konuştugumuz sonra hatırlamadığız Marmara Depremi ülkemizin yasadığı büyük felaketlerden biridir. Şimdi deprem dışinda ...

SERPİL KIRICI

     Sayın Tiryaki, orada yanan yerlere otel yapan anlayış var olduğu müddetçe biz yanmaya devam edeceğiz ...

A MENDERES SAKİNİ AHMET HOCA

     Sayın Belediye Başkanın sizin için çalışan Efelere çevreci Doğaya Saygılı sosyal bir belediyeci olarak vatandaşın ...

NECABETTİN SALÇI

     İktidar Seçime gidecek haberiniz olsun. Bu güne kadar her seçim öncesi bu ülkede Petrol ve Gaz ...

SELİN SEVER

     Seçimden korkma Erdoğan!#HemenSeçim Ülke gündemini Mafyaların yönlendirdiği bir dönem yaşıyoruz. ...

EREN EFEOĞLU

     Bu saldırı Kılıçdaroğluna yapılan linç saldırsına ne kadar benziyor. Sedat Pekerin benzer saldırılarının nasıl organize edildiğinin ...


           ANKET
SİZCE SEÇİMLER NE ZAMAN YAPILIR
% 49 √ Toplam : 78 - 1-ZAMANINDA YAPILIR
% 48 √ Toplam : 76 - 2-BU YIL YAPILIR
% 5 √ Toplam : 7 - 3-FİKRİM YOK
   


GÜNCEL   SİYASET   EKONOMİ   AYDIN   SAĞLIK   DÜNYA   SPOR   LEZZETLERİMİZ  
KÜLTÜR/SANAT   ÇEVRE   KAMPANYALAR   kampanyalar   YAZAR GİRİŞİ   SİVİL TOPLUM   EĞİTİM   KOMİK VİDEOLAR  
HABER VİDEOLARI   FİLM FRAGMANLARI   VİDEO  

RSS © 2012 Ajans 09/ Aydın Haber
Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır
Gizlilik İlkeleri | Kullanım Koşulları | Künye | Reklam | İletişim