Anasayfam Yap Sık Kullanılanlara Ekle

Sitene Ekle Künye Arşiv  İletişim  rss  
ANASAYFA VİDEO GALERİ FOTO GALERİ FİRMA REHBERİ İLANLAR İLETİŞİM  
 
Hani AK Parti binası saldırganı,
Ya siz milleti mi kandırıyorsunuz; bir
Kılıçdaroğlu’dan Deniz Poyraz cinayetine dair açıklama
Hükümlülerin ziyaret süresi 1 saatten 1,5
KOVİDLE MÜCADELEDE İSTENEN RAKAMLARA AZ KALDI


AKŞENER: VATANDAŞ 128 MİLYARI SORUYOR - GÜNCEL - Ajans 09/ Aydın Haber
 
AKŞENER: VATANDAŞ 128 MİLYARI SORUYOR
BU HABERİN EKLENME TARİHİ 18-04-2021 / 13-58

 

Anasayfa'ya Dön 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Tüm Guncel Haberleri  
AKŞENER: VATANDAŞ 128 MİLYARI SORUYOR
İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, "128 milyar dolar nerede?" sorusuna ilişkin olarak konuştu.


Akşener, "128 milyar dolar nerede?" sorusuna ilişkin olarak, "Görünen o ki milletimiz bu haklı soruyu özümsedi. Üstelik sadece muhalefet partilerine oy vermiş vatandaşlarımız değil, iktidar partilerine oy vermiş vatandaşlarımız da bu haklı sorunun yanıtını bekliyor" açıklamasını yaptı.

 

Akşener, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın İstanbul ve Montrö sözleşmeleri gibi konularda, “gerçekte olmadığı halde kendi kendine yetki verdiğini” söyledi.

 

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Cumhuriyet gazetesinden Sertaç Eş’in sorularını cevapladı:

 

Geçen seçimde Millet İttifakı birden çok aday çıkarmıştı. Muhalefetin önümüzdeki seçimlerde stratejisi ne olmalı?

 

İyi Parti olarak seçimlere parti odaklı değil, Türkiye odaklı bakıyoruz. Seçim sözü edilmeden, ülke o atmosfere girmeden yapılacak tüm değerlendirmelerin bir ayağı eksik olur. Bizim hedefimiz milletimizden yetkiyi alıp, iktidar olmak. İktidar olup, AK Parti’nin ve Erdoğan’ın keyfiyetinden doğan hasarları onarmak. Öncelik bu liyakatsiz, beceriksiz ve her geçen gün ülkemize, milletimize yük olan iktidardan kurtulmak. Bunu sağlayabilmenin yolu neyse, İyi Parti olarak konuşmaya değer buluruz. Zaten Millet İttifakı’nın genel olarak bakışı, tespitleri de bu yönde. Millet İttifakı, ortak aklın etrafındaki bir beraberlik. Değerlerimizi korumak kaydıyla, milletine yabancılaşmış ve sadece şahsi ikbalinin peşine düşmüş bu iktidardan kurtulmak için gereken neyse İyi Parti onu yapacak.

 

MHP lideri Devlet Bahçeli, bir emekli amiralin ismini de vererek, yayımlanan bildirinin ‘sizinle bağlantılı olup olmadığını’ sorguladı, ilginiz var mı?

 

Sayın Bahçeli’nin önüne bir şeyler koyuyorlar, o da okuyor. Önüne konanı sorgulamıyor ki bizi sorgulasın. Amirallerin bildirisiyle ilgili olarak, ilk dakikadan itibaren dikkatimizi çeken bir nokta var. Kısa bir dönem partimizde görev almış ancak sonra kendi isteğiyle ayrılmış bir emekli amiral üzerinden bu mesele “İyi Parti ile birlikte anılsın” istediler. Dikkat buyurun, MHP’nin gazetesi, televizyonu, yandaş yayın organlarında, ortak bir dille, emekli Amiral Ergün Mengi üzerinden, konuyu İyi Parti’yle ilişkilendirmeye çalıştılar. Bunu 28 Şubat’ta, tankların, apoletlerin karşısında durmuş Meral Akşener’e rağmen yapmaya kalktılar. Bu gerçek ışığında baktığınızda “ölü doğmuş” bir siyasi çirkinlikti, tezgâhtı.

 

Bildiriye yönelik değerlendirmeniz bir kesimden tepki çekti. “Zevzeklik” nitelemeniz için sonradan ‘Söylemeseydim iyi olurdu’ diye düşündünüz mü?

 

Bakın; İyi Parti olarak biz, diğer muhalefet partileri, Montrö ve Silahlı Kuvvetlerimizdeki bazı gelişmelere dair en yüksek tondan görüşlerimizi beyan ettik. Hatta Montrö’nün konuşulmasına sebep olan Meclis Başkanı da tepkiler üzerine “yanlış anlaşıldığını” belirterek, durumu toparladı. Orada bir deneme mi yaptılar, bilemem. Ama şu bir gerçek ki siyaset kurumu devrede ve gereğini yapmış. Bu konuda iktidara geri adımı da attırmış. Türkiye’deki her kişinin, kurumun, alanı ile ilgili görüş beyan etmek hakkı vardır elbette. Fikir hürriyeti her vatandaşımızın hakkı. Ancak bu hürriyeti kullanırken sorumlu ve dikkatli davranmak gerekir. Türkiye’ye uzun yıllar hizmet etmiş, kurmay akla sahip bir grup emekli amiralimizin bu hakkı kullanırken, “muhtıra ve darbe” konularında acı tecrübeleri dikkate alarak, daha akıllıca davranmaları gerektiğine inanıyorum. Milletimizin acı hatıraları var ve hafızalarda çok taze. Bu gerçek ortadayken, gece yarısı ilan edilen bir bildirinin nasıl etki yapacağı, nasıl bir algı yaratacağı ve iktidar tarafından da nasıl kullanılacağı belli. Bugün, “Böyle algılanacağını düşünemedik, bir iletişim kazası oldu” diyorlar ya, işte ben de tam olarak bunu dedim: Kurmay akıl, bu hayati noktayı düşünemiyor, hesap edemiyorsa, yapılan iş yanlıştır. Bir kurmay zekâ, sonuçlarını kestiremeden bir adım atmaya kalksa, muhtemelen komutanı da ona aynı tarifi yapar.

 

Bakın, biz İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararına bambaşka bir noktadan itiraz ettik. Dedik ki: Erdoğan Cumhurbaşkanlığı kararıyla, yani kendi kendine verdiği yetkiyle uluslararası bir sözleşmeden çıkamaz. Hukuken mümkün değil. Aynı konu Montrö için de geçerli. Şimdi bu meseleyi sadece İstanbul Sözleşmesi ya da sadece Montrö üzerinden tartışmak, yapılabilecek en büyük hatadır. Ondan önce anayasa ve yasalar açısından sorun var. Bir kişi kendine bir yetki veriyor, sonra da o yetkiye dayanarak, milletin Meclisi’nin attığı imzayı çekiyor. Bu, milli irade gaspıdır ve asıl büyük sorun budur. Eğer bunu görmezden gelirseniz, aynı hukuk dışı yetkiyi öne sürüp, Montrö’yü de Lozan’ı da hatta anayasamızın ilk dört maddesini de tartışmaya açabilirler. Biz orada başka bir test etmeyi gördük. Bu pencereden bakıldığında, benim çıkışımdaki tonun, bir büyük oyunu bozduğunu bugün herkes kabul ediyor. İyi Parti; gece yarısının seçildiği, Cumhurbaşkanı’nın Marmaris’te olduğu, besleme basının manşetlerinin bile hazır olduğu ve amiraller üzerinden oynanmak istenen bir oyunu bozmuştur. Siyaset tarihimiz bunu böyle yazacak.

 

Emekli amirallerin gözaltı sonrası ordu evlerine sokulmamaları, korumalarının çekilmesi ve lojmanlardan çıkarılmasını nasıl yorumluyorsunuz?

 

Ben, olayın ardından Sayın Cumhurbaşkanı’nın pazartesi günü yaptığı ilk açıklamayı daha dikkatli ve isabetli buldum. Çok kırmadan, dökmeden konuştu. Ancak iki gün sonra, çarşamba günü gördük ki saray bürokrasisi yine devreye girmiş, videolar hazırlatmış ve “İşte darbeci CHP” başlıklı bir konuşma metni hazırlamış. Yani bir anlamda, “İyi Parti olmadı, CHP verelim” demiş. Uzun zamandır Sayın Erdoğan’ı uyarıyorum: “Sarayın duvarlarını aş, çevrendeki iş bilmezleri uzaklaştır. Bu sana da ama daha önemlisi Türkiye’ye ve milletimize de zarar veriyor” diyorum. Amirallere ilişkin kararları doğru bulmuyorum. Silahlı Kuvvetler’in kendi içinde bazı kuralları olabilir. Ancak ülkelerine yıllarca hizmet etmiş, bu hizmetler dolayısıyla bazı ülkelerin, terörün hedefindeki emekli komutanların korumalarının çekilmesini, lojmandan çıkarılarak ailelerinin mağdur edilmesini ayıplıyorum. Hukuki olarak bir sorun varsa, yasalar ışığında gereği yapılır. Ama bu iş, mahalle aralarındaki çocuk kavgaları gibi yapılmaz. Ciddiyetle yapılır, özenle yapılır.

 

TSK’da görevli bir amiralin takkeli fotoğrafı, bir generalin dinsel içerikli mesajı kamuoyuna yansıdı. İktidarın bu konudaki tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Öncelikle bizim fikrimizi paylaşayım. Bundan 5 yıl önce, bu tür ilişkilerin ya da yapıların güvenlik bürokrasimize, yargımıza sızmasının ne kadar tehlikeli olduğunu yaşayarak öğrendik. Dini mevzular, insanların özelidir. Dilediklerine inanır, içlerinden geldiği gibi de yaşarlar. Buna kimse itiraz edemez. Ancak dinimiz bile emreder ki mesele devlet idaresiyse, gereği neyse o yapılacak. Silahlı Kuvvetlerimizin kendini “cemaat” olarak kabul ettiren bir yapının kontrolüne geçtiğinde başımıza neler gelebileceğini, 15 Temmuz ihanetinde yaşayarak gördük. Bu konuda da milletimizin hafızası taze. Dolayısıyla kanunlar, kurallar neyi gerektiriyorsa, sistem o şekilde işleyecek. Bakın, Cumhurbaşkanı da “Rahatsızız” dedi ama o günden beri maşallah pek rahatlar. Daha tek bir adım görmedik, bir karar duymadık. İnsanların inançlarına karışmanın da din temelli ilişkilerin devlet yönetiminde etkin ve belirleyici olmasına da karşıyız.

 

128 milyar dolar konusunda AKP Genel Başkan Yardımcısı Nurettin Canikli ve diğer AKP yetkililerinin açıklamaları sizce tatmin edici mi?

 

Görünen o ki milletimiz bu haklı soruyu özümsedi. Üstelik sadece muhalefet partilerine oy vermiş vatandaşlarımız değil, iktidar partilerine oy vermiş vatandaşlarımız da bu haklı sorunun yanıtını bekliyor. İktidar, bırakın soruyu cevaplamayı, hata üstüne hata yapmaya devam ediyor. Nurettin Canikli gibi tecrübeli bir siyasetçi çıkıp, “Nerede olacak, milletimizin cebinde” diyebiliyor. İşin şirazesi kaydı. Muhalefet iktidara “128 milyar dolar nerede?” diye soruyor, iktidar “Milletin cebinde” diyerek, milleti itham ediyor. Tıpkı Sağlık Bakanı’nın salgından milleti sorumlu tutması gibi... Bakın, çok daha vahim bir şey oldu. AK Parti’nin “trollükte mahir” bir ismi çıktı, yapılan sosyal yardımları ve pandemi desteklerini sıralayıp “128 milyar işte burada” dedi. Güler misin, ağlar mısın? Biri çıkıp, “Kaybolduğu yok, kasada” diyor, diğeri çıkıp, “Milletin cebinde” diyor. Bir başkası da “Sosyal yardım ve pandemide destek olarak dağıttık” demeye getiriyor. Birbirlerinden haberleri yok ki milletten haberleri olsun. Sosyal yardım ve destek dediklerinin toplamı da 60 milyar lira. Millet, “1 trilyon lira nerede” diyor, bunlar “60 milyar lira senin cebinde” diye cevap veriyor. Peki 940 milyar lira nerede? Türkiye böyle ciddiyetsizlik görmedi.

 

Aşı çalışmaları, salgın olunca; tarım, patates-soğan üreticinin elinde kalınca iktidarın aklına geliyor. Geleceği planlamak konusunda iktidarı nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Yönetemeyen iktidarların genel hastalığı budur. Planlı hareket edemezler. Uzun vadeli düşünemezler. Günü kurtarmanın hesabını yaparlar. Aşı konusunda verdikleri taahhütler yalan oldu. Esnafın kepengini indirip, yaş almışlarımızı, çocuklarımızı eve kapatırken, lebaleb kongrelerle sorumsuzluğun dik alasını yaptılar. Aylardır tarımla ilgili, üreticimizin perişanlığıyla ilgili uyarılarda bulunduk, kulak asmadılar. İş şova gelince de en önde koşanlar onlar. İşin özeti şu: Hayaller Ay’a çıkmak, gerçeğimiz önlerine bayrak asılmış patates-soğan kamyonları... İktidarın karnesi budur. Patates-soğan mevzuunda da depolarda çürümek üzere olan ürün miktarı 1.3 milyon ton ama satın alıp törenlerle şehirlere taşıdıkları ürün, 300 bin ton. Hayal kurarak geldiler, her şeyi sattılar, yediler-yedirdiler, şimdi sadece hayal satıyorlar. “Yeni Türkiye” diye pazarladıkları hayal işte bu. Her gün bir uçak dolusu vatandaşımızı kaybediyoruz. On binlerce vaka tespit ediliyor. Bilim, “Tam kapanma şart” diyor, oralı değiller. Doktor da ekonomist de çitçi de öğretmen de sanayici de sadece Erdoğan. Her şeyi o biliyor, her şeye o karar veriyor. Böyle olunca da ortak akıl yok, hatta hiç akıl yok. Bir ülke bu kafayla yönetilemez.

 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında hazırlanan fezleke konusunda ne düşünüyorsunuz?

 

Bu hamle de muhalefeti korkutma, sindirme amacının bir parçası. Ama en başta söyleyeyim, Sayın Kılıçdaroğlu bizzat çıkıp, “Getirin” demiş, meydan okumuştu. Dolayısıyla, korkutabileceği ya da sindirebileceği biri yok karşısında. Ama vahim olan şu: Türkiye’de sorumluluk makamında olmayan herkes için fezleke hazırlanabiliyor. Ama sadece bütün bu kötü gidişin, kanunsuzlukların, soygunların tek sorumlu hakkında tek bir hukuki hamle yok. Tuz kokmuş ki koca ülkede. Cumhuriyetin tek bir savcısı çıkıp, bir soruşturma başlatmıyor. Muhalefeti sindirmek için her adımı atacaklarını biliyoruz. Doğru değil ama sıradan bir durum. Muhalefet sinmeyecek ama daha vahimi, yargı sinmiş.

 

Hani bir fıkra var, bilirsiniz. Nüktedan bir Karadenizli kardeşimiz Almanya’daki bir otoyola ters istikâmette girmiş. Bütün sürücüler ne yapacağını şaşırıyor, trafik altüstü oluyor. O sırada radyodan bir anons yapılıp, sürücüler uyarılıyor. Spiker diyor ki: Birisi otoyolda ters yönde ilerliyor, dikkatli olun. Karadenizli vatandaşımızın tepkisi: Ne birisi, hepisi hepisi... Yani demem o ki Erdoğan’a göre herkes yanlış, sadece kendisi doğru. Türkiye’de herkesin bir kabahati var ama sorumluluk makamında olmasına rağmen, bir tek Sayın Erdoğan ve ortaklarının yok. Fezlekeler ya da adalet konusundaki durumumuz işte tam da bu."


AKŞENER: VATANDAŞ 128 MİLYARI SORUYOR : Google'da Ara
AKŞENER: VATANDAŞ 128 MİLYARI SORUYOR


 
 
Bu Haberi Arkadaşıma Gönder :
 
Adınız / Soyadınız :
E-mail Adresiniz :
Arkadaşınızın Adı :
Arkadaşınızın E-Mail Adresi :
 
   
 
 ADI SOYADI :  
 
 E-MAİL :  
 
 
 
 
 
 
        GÜNCEL

  SEDAT PEKER NEDEN VİDEO YAPMADIĞINI


         Suç Örgütü lideri oldugu iddiaa edilen Sedat Peker, neden video yayınlamadığı hakkında açıklama yaptı. BAE yetkililerinin kendisine

  HANİ AK PARTİ BİNASI


         Diyarbakır Hani’de dün gece AK Parti ilçe binasına molotof kokteylli saldırı yapıldı. Gözaltına alınan 2 failinden biri partinin ilçe yö

 




           ..
 
TÜM YAZARLAR



AYDIN HAVA DURUMU

           YORUMLAR
A MENDERES SAKİNİ AHMET HOCA

     Sayın Belediye Başkanın sizin için çalışan Efelere çevreci Doğaya Saygılı sosyal bir belediyeci olarak vatandaşın ...

NECABETTİN SALÇI

     İktidar Seçime gidecek haberiniz olsun. Bu güne kadar her seçim öncesi bu ülkede Petrol ve Gaz ...

SELİN SEVER

     Seçimden korkma Erdoğan!#HemenSeçim Ülke gündemini Mafyaların yönlendirdiği bir dönem yaşıyoruz. ...

EREN EFEOĞLU

     Bu saldırı Kılıçdaroğluna yapılan linç saldırsına ne kadar benziyor. Sedat Pekerin benzer saldırılarının nasıl organize edildiğinin ...

NEVZAT YAŞAR

     Bu iyi parti içindeki çakallar aynı selçukludaki batinilere benzetiyorum bunlarda ne kişilik var nede onur. ...

CEREN KUTLUAY

     İYİ Parti Türkiyenin yükselen değeri. Aydındada en hızla büyüyen parti. Üye kaydı yükselen tek parti. Tüm ...


           ANKET
SİZCE SEÇİMLER NE ZAMAN YAPILIR
% 49 √ Toplam : 74 - 1-ZAMANINDA YAPILIR
% 48 √ Toplam : 72 - 2-BU YIL YAPILIR
% 5 √ Toplam : 7 - 3-FİKRİM YOK
   


GÜNCEL   SİYASET   EKONOMİ   AYDIN   SAĞLIK   DÜNYA   SPOR   LEZZETLERİMİZ  
KÜLTÜR/SANAT   ÇEVRE   KAMPANYALAR   kampanyalar   YAZAR GİRİŞİ   SİVİL TOPLUM   EĞİTİM   HABER VİDEOLARI  
FİLM FRAGMANLARI   KOMİK VİDEOLAR   VİDEO  

RSS © 2012 Ajans 09/ Aydın Haber
Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır
Gizlilik İlkeleri | Kullanım Koşulları | Künye | Reklam | İletişim